Gezegenler ve Uydular / Kendi Kendime - Ebru Tuay Üzümcü - İlişki ve Aile Terapisti / MFT

Gezegenler ve Uydular


 
 

Yaşarken bir uydu olarak değil, kendimiz bir gezegen olarak yaşamanın sahiciliğine ihtiyaç var.

Hele ki, bizimkisi gibi belirsizliğin yaşamın doğal ve esas bir parçası olduğu bu coğrafyada. Evdeki hesap çarşıya uymaz, neye niyet ederiz kısmette ne çıkar ve tüm bunlar kolaylıkla bir tuzak halini alabilir. Tuzak şudur: Birey kendini önemsiz hisseder. Kendi dışında gelişen olayların devinimine kendini kaptırırsa bir baş dönmesi, bir tepe sersemi olabilir.

Ekonomi, politika, eğitim, kültür, çevre, yargı konuları Türkiye’de öyle sıklıkla ve çoğu kere gelişigüzel değişmekte ki, bunlar milyonlarca insanı oradan oraya savurmakta. Plan yapmak, hedef koymak, vizyon geliştirmek, çabalamak anlamını yitirmekte. Kişiler kendilerini “duruma göre” konumlandırdıkları sürece de, muhtemelen bu durum bu şekilde devam eder.

Oysa kendi birer gezegen olan insanlar, çevresel faktörlerden bağımsız olarak neyi neden yaptıklarını bilirler. Rüzgarın estiği yönden değil, kendi kararlarının gösterdiği doğrultuda yol alırlar. Böylece süreç büyük bir önem kazanır, yaşam neden-sonuç ilişkisinden daha fazlası olur. Neden?ler azalır zira çünküler hazırdadır. Melodilerin hüzünlüsü gelir, acıyı evvela dağlar, sonra soğutur ve düşünceli bir misafir gibi zamanında kalkar gider, yerini ritmik ve canlı bir şarkıya bırakır.

Her yeni gün yeni bir şarkıdır. Kulak kesilmek yetmez, mırıldanmak da gerekir. Yaşam bize verildiği kadar değil, bizim yaşadığımız kadar vardır.

Sevgili Doğan Cüceloğlu’nun iki kriteri bana hep ışık tutmuştur. “Önce” der, “sor kendine, elinden gelenin en iyisini yaptın mı?” Sonra da şunu ekler, “keyif aldın mı?” Benim için, çok şükür, uzun zamandır yaptığım her şeyde bu iki sorunun cevabı hiç değişmedi. Bu farkındalık beni yaşamın ani virajlarında, beklenmedik olaylarda, talihin makusunda hep kendi yörüngemde tuttu. Bir gezegen olduğum duygusunu hiç kaybetmedim.

Düşünürseniz, bilebileceğiniz tek gerçek kendinizsiniz. Kendine yapılan uzun, zorlu, eğlenceli, çetrefilli bir yolculuk, yolcuya bilginin en safını verir. Her şey değişse de, bir çok şeyden emin olamasak da, bilebileceğimiz ve sarılabileceğimiz bir kendimiz olması gerçek bir hazinedir. Yalnız kalmayız, güçsüz düşmeyiz, kaybolmayız. Kaya gibi kendimiz olmak rüzgarlara, dalgalara, soğuğa rağmen bizi sağ salim tutar. Tabii elimizden gelenin en iyisini yapmış ve bu sırada keyfine de varmış isek.

Kendi yörüngenizde seyahat etmek, kendi yaşam yolculuğunuzu yapmak için önce başkasının uydusu olmaktan vazgeçmek gerek.

Ne değerli şey şu hayat, içinde kendini kattığında.

Ne güzel şey yaşamak, hele de mücadeleden keyif aldığında.