Bir Benlik Yaşamcık İçi Dolu Turşucuk / Kendi Kendime - Ebru Tuay Üzümcü - İlişki ve Aile Terapisti / MFT

Bir Benlik Yaşamcık İçi Dolu Turşucuk


 
 

Yaz geldi. Siz de fark ettiniz mi dünyada ne olup biterse bitsin mevsimler birbiri ardına geçiyor ve işte yine yaz oluyor. Bazı şeyler değişmiyor. Dünya kendi bildiğini okuyor. Bu döngünün bir yerinde sahne alıyoruz, tekrarı yok, role hazırlanma rolün içindeyken yapılan bir keşif ve biz onun adına hayat diyoruz.

Hayatın içinde var olduğunu hissedenler, yani o son harfi değiştirmeyi başarıp hayatım yapabilenler sahneden keyifli bir hüzünle ayrılabiliyorlar. Hayat anlayabileceğimizin ötesinde karmaşık büyük bir sistem olsa da yapabileceğimiz daha önemli bir şey var. Anlam vermek. İnsan çevresinde olup biten, gördüğü ve yaşadığı her şeye anlam verir. Beyin böyle bir olgu. Kişi kahve içer: “Bu kahve çok güzel” der; bir yere gider: “burayı sevmedim” der; biriyle tanışır: “bu insan güvenilmez”, “bu çocuk şımarık” diye yargıda bulunur. Yaşadığı hayatı kişi kendi algısına göre değerlendirir: Kimi, “bu hayat fırsatlarla dolu” derken, kimi de: “yaşamak çile çekmekten başka ne ki” der. Bir şarkı için: “şu şarkı beni kendimden alıyor” diyen varken, aynı şarkı için bir başkası: “kulağımı tırmaladı” diyebilir. Kimisi için din iman boş işlerdir, diğeri için yaşamanın tek anlamı imanda yatar. İnsan kendi verdiği anlam ile hayatı algılar, yaşar, var olur.

Bu var oluş hiç bir zaman tesadüfi değildir. Yani bir şeyi sevip sevmemem öylesine gerçekleşmez. Kendini tanımak demek, beğenilerinin, inançlarının, değer yargılarının nasıl gelişmiş olduğunu anlamaktan geçer. Ardından kendini elde tutulan bir taş gibi dışarıdan görebilmek ve tartabilmek gelir. Ancak kendimize dışarıdan bakabildiğimizde, önümüze başka hayaller koyup onlara ulaşmakla ilgili gerçekçi bir çaba içine girebiliriz. Kendimizi başkalarının gözünden de görebilmek, bakış açımızı genişletir.

Varoluşa alan tanımak kişinin kendi yaşamını  zenginleştirir, kendi özgürlüğünü artırır. Kendim gibi düşünmeyen, benim beğendiklerimi beğenmeyen, ağız tadı benden farklı, giyimi kuşamı bana benzemeyen insanlar, ancak benim onlardan farklı olduğum kadar farklılar benden. Kendi kendimle rahat ve güvende değilsem, benim gibi çok insanlar olmasına ihtiyaç duyarım. Doğrulanmak için, sorgulamamak için, kendimi kabul etmenin tam zıttı bir kabullenişe razı olmak için.

 

Kendinizden farklı olan eşiniz, çocuğunuz da olabilir, uzaklarda yaşadığını sadece ekranlardan, gazetelerden gördüğünüz başka toplumların insanları da. Yakında ve uzakta bizi birbirimizden ayıran ve biricik olmamızın neticesidir bu farklılıklar. Ortadan kaldırılmaya çalışıldığında felaket, zulüm ve acıya yatırım yaparız. Hayvanlar, bitkiler ve insanlar, çeşitlilikleri oranında yaşamın içini dolduran farklı canlılar. İnsanın insana tahammülü, insanın ota ağaca, böceğe kediye köpeğe olan tahammülü ile çok alakalı. Can değeri bilmeyen kendi canının kıymetini de bilmez. Olmaktansa uymayı yeğler. Beyin ölümü gerçekleşir canlı canlı. Bakarız birbirimize görmeden.

Farklılıkları desteklemek için, kendinize ve yaşama alan açmak için yargılarınızı farkında olmaya gayret edin. Yargılarınız kim olduğunuzu tanımlamak için olsunlar elbet ancak onlarla başkalarını yargılamayın. Yoksa kendinizden uzak rolünüzü oynar ve bu sahneden koca bir eksiklik duygusu ile ayrılırsınız, var olamamışlığın öfkesiyle bir toz bulutu kaldırarak ardınızda.